| Ana Sayfa | Son haberler |
| Türkiye Ekonomisi | Askeriye | Biyografi | Edebiyat | Fizik |
| Harry Potter | Havacılık | Sinema | Spor | Teknoloji | Tiyatro |

| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |

Bişey yok

Temel deliler hastanesine düşş.Odada 15- 20 tane deli varmiş.Odada bir delik varmıı deliler siraya girip deliğe bakıyorlarmiş.Temel de merak etmiş girmiş siraya...Sira Temele Gelince ;
- Temel : Burda bişi yok puraya neden bakarsunuz demiş,
- Delinin Biri : Biz 20 senedir bakıyoz bişi göremedik de sen bir bakıştamı görecen demiş.
 

Kurmadan yüzmez

Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmiş.Bunu gören arkadaşı yanına yanaşmıs ve konuşmaya başlamıslar:
-"Niye attin saati havuza?"
-"Nasıl yüzdüğünü görmek için."
-"Peki, kurdun mu?"
-"Hayır."

-"Enayi, hiç kurmadan yüzer mi??"
 

Kuruması için

Jim ile Mary akıl hastanesinde iki hastadır. Birgün hastanenin yüzme havuzunun etrafinda dolaşırken Jim aniden suya atlap en dibe batar. Bunu gören Mary hemen ardından atlar ve dibe kadar yüzüp Jim'i kurtarır. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranışı hastanede olay olur. Bunu duyan başhekim de Mary'nin artık iyilestiği düşünüp, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Işlemler yapılır, belgeler çıkartılır, Başhekim aynı gün Mary'nin yanına gider:
- Mary, sana bir iyi bir de tü haberim var. Iyi haberim, yaptiğin kahramanca davranıştan ötürü anladık ki aklı dengen tamamen yerinde ve böylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kötü habere gelince, kurtardiğin hasta, Jim, intihar etmiş. Az önce odasının banyosunda kendisini asmiş bulundu.
Mary gayet sakin yanıt verir:
- O intihar falan etmedi ki. Ben onu astım kurusun diye.

 

Balık tutuyorum

Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
- Orada balık mı tutuyorsun sen?
- Hayır alık tutuyorum.
- Tutabildin mi bari ?
- çook ... Seninle 23 oldu !


 

Acele etme kızım

Uçak New York'a yaklaşırken iki pilot konuşmaktadırlar. Ne var ki mikrofon açık kalmıştır ve konuşulanlar bütün yolcularca dinlenmektedir.
- New York'a iner inmez, önce ılık bir banyo yapacağım. Sonra buzlu bir duble viski içeceğim, sonra da o sarışın saçlı, uzun bacaklı hostesle...
Bunları duyan sarışın saçlıi uzun bacaklı hostes hemen pilot kabinine doğru koşmaya başlar. Yaşlı bir yolcu, hostesin yolunu keser:
- Acele etme kızım. Bırak da rahat rahat viskisini içsin.

 

Ne biçim kadın gönderdin bana ?

Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş.
Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış.
Temel, ne istediğini söylemiş:
"Bana bir fahişe bulup gönderin."
Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş:
"Demin gelen müşteri kadın istiyor..."
Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş:
"Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..."
Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış:
"Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..."
Kadın çok sinirliymiş:
"Sen gitmezsen, ben gider söylerim..."
Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış.
Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış...
Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış:
"Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı."
 

Şartlarım bunlar
Adan biri çok lüks bir restorana girmiş.... yemeğini ismarlamış gelmesini beklerken bi bakmış yan masada sarışın, iri göğüslü uzun bacaklı bi fıstık......
Bir süre ağzı 5 karış açık vaziyette baktıktan sonra dayanamamış garsonu çağırmış:
"Yan masadakı şu nefis yaratığı görüyo musun..... ona en pahalı şarabınızdan ısmarlamak istiyorum"
Böylece garson restorandaki en pahalı şaraptan 1 şişeyi bizim fistığa götürmüş.... kadın bi şişeye bakmış bi adama bakmış ve cantasından bi kağit çıkarıp bişiler yazmış, adama götürmesi için garsona vermiş....
Garson kağıdı adama vermiş adam bi bakmış ki şöyle yazıyor:
"Bayım, eğer garajınızda son model bir BMW, banka hesabınızda 10 milyon ve bacaklarınızın arasında da 20 cm.lik bişeyiniz varsa   gönderdığiniz şişeyi zevkle kabul ederim....."
Adam bunları okuduktan sonra bi an durmuş, o da bi kağıt çıkarıp bişiler karalamış ve garsona vermiş "bayana götür bunu" demiş...... garson notu götürmüş sarışın afet kağıdı açmış ve aynen şöyle yazıyor:
"Sadece bilmeni istedim benim garajımda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir de Mercedes 560SEL var, banka hesabımda ise tam 30 milyon dolar......... ama senin gibi muhteşem bi kadın için bile 3 cm. kestirmeye hic niyetim yok onun için ŞİŞEYİ GERİ GÖNDER...."
Çim biçme Makinası

Supermarkete bir eleman aranmaktadır. Elemanın süper tezgahtarlık bilgisine sahip olması on koşuldan biridir. Bunun için her gelen adaya bir de uygulama yaptırılarak performansına bakılmaktadır. Bir gün içeri bir aday daha girer ve işe talip olduğunu söyler. Bunun üzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri gelerek sınamak için,
- "Evlat şimdi beni iyi izle" der. İlk gelen müsteri "Bir paket çim tohumu istiyorum" der. Bunun üzerine tezgahtar yeşil, sarı, uzun, kısa, çabukbüyüyen, kalın, ince bir sürü çesit çim tohumunu ballandıra ballandır anlatır ve adam sonunda "Bana yeşil ve ince olanından bir paket lütfen" der ve tam parayı ödeyip çikacak bizim kurt tezgahtar,
- "Beyefendi bir dakika. Size bir de çim biçme makinesi verelim" diyerek söze girer ve onlarca çesit çim biçme makinesini avantajlarını, ödeme kolaylıklarını, bir daha böyle bir fırsat bulamayacağını adama gene ballandıra ballandıra anlatır ve sonunda adam çim biçme makinesini de alarak mağazadan ayrılır. Bizim kurt "Hadi evlat bi de seni görelim" der ve evlat tezgaha geçer.
Yeni gelen bay müşteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman bayağı ateşli bir şekilde orkid çesitlerini, renklerini, kalınlıklarını vs. vs. bizim kurt tezgahtardan hiçte aşağı kalmayacak biçimde anlatır. Müşteri en sonunda bilmemne renkte orkidden bir düzine kadar alır. Parayı ödeyip çikacakken bizim aday,
- "Beyefendi size bir de çim biçme makinesi satalım" der. Adam,
- "Hoppalaaa, niye ki?" diye sorunca bizimki,
- "Beyefendi hafta sonu bi iş yapamiyacaksiniz, bari çimleri biçin !"
 

 

Babamla Teyzem

Minik oğlan bahçede oynarken, babasının arabasıyla sokaktan geçip, ormana dogru gittigini görmüş. Merak bu ya. O da arabayı izleyerek ormana gitmiş.
Bir de ne görsün. Babası ile teyzesı arabanın yanında durmuş öpüşüyorlar. Çocuk bu ya, gördüğünden etkilenmiş durumda koşarak eve dönmüş, nefes nefese heyecanlı bir şekilde annesine, "Anne, anne. Biraz önce babamı ormanda" derken annesı sözünü kesmiş ve "Dur biraz. Nefes al. Sakinleş. Öyle anlat" demiş.
Oğlan sakinleştikten sonra devam etmiş, "Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler".
Anne çocuğa dönmüs, "Dur bakalim, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamını anlatma, sakla. Akşam yemeğinde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanin suratını görmek istiyorum".
Akşam olmus, yemeğe oturmuşlar. Anne çocuğa dönmüş; "Bu gün neler yaptığını bize anlatsana" demiş.
Oğlan başlamış; "Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler. Ardından geçen sene babam seyahatteykenn senin Amcamla yaptığın şeyden yaptılar...

.

Anne Melekler Uçarmı ?

Anne kız konuşurlar. Küçük kız annesine sorar:
- Anne melekler uçar mı?
- Uçar.
- Bütün melekler mı?
- Evet.
- Peki bizim hizmetçi kız neden uçmuyor?
Annesi şaşırır:
- Hizmetçi neden uçacakmış kızım?
- Babam konusurken ona hep "Meleğim!" diyor da.
Anne öfkeyle fırlar:
- Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçar.

 

Aspirin

Adam eczaneye gitmiş. oğlum bana bir tablet asetilasalisilik asit verirmisin demiş.,-aspirin istiyorsunuz galiba efendim_hay çok yaşa evladım bir türlü ezberleyemedim şu meredin adını....

 

Temel balık avında

Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.Temel duva etmeye başlar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Birtaraftanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla, yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar bozulur.Temel kafasını gök yüzüne diker ve şöyle der."Haçen sen de şakadan hiç anlamiyusun."

 

Dişçi

Bir çocuğun dişi ağrıyormuş dişçiye gitmiş.
Çocuk dişçiye gittikten sonra eve gelmiş.
Çocuğun babası sormuş:
-Oğlum dişinin ağrısı geçti mi?
-Bilmem.
-Nasıl bilmezsin oğlum.
-Dişçi dişimi çektikten sonra geri vermedi ki!!

 

Temel İle Dişçi :

Temel bir gün diş doktoruna gitmiş.
Doktor ağzını aç demiş.
Temel ağzını açmış.
Doktor bir de ne görsün; ağzı tertemiz, inci gibi parlıyo dişler.
Doktor Temel'e merakla karışık hayretle sormuş.
Niye ağzın bukadar temiz, dişlerin sapasağlam?
Temel mahsun bir gülümseme ile garipleri çürütecek yiyecekleri alacak paramı var doktor bey.....

 

Ayarını Yapmadan :

Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
- Ah doktorcuğum", dedi. "Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim.
Doktor:
- Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.

 

Lazlar Alemi :

Temel, Nazmiyenun memelerinun uçlarınlan oynuyor. Nazmiye, Neyapayısun temel. Diye sorar. Temel, kisa dalgadan ankara radyosini arayirum der nazmiyede altdaki fişi takmadunki.

 

Başka Kimse Yok Mu :

Adamın biri bir gün kafayı iyice çekip eve doğru yola koyulmuş ve önündeki çukuru görmeden güm diye içine düşmüş.
Başlamış bağırmaya:
-"Kimse yok muuuu kimse yok muuuu."
Bu arada oradan geçen hacının biri gelip bakmış adam zurna gibi sarhoş
-"Bak hemşerim seni bu çukurdan çıkarırım ama söz ver
bir daha içmeyeceksin.."
Adam düşünmüş ve başlamış bağırmaya
-"Başka kimse yok muuuu.."
 

Canım Çıktı :

Adamın biri ölmüş.yıkamak için camiiye götürmüşler. Aradan bir saat geçmiş çıkmamış.iki saat geçmiş çıkmamış.üç saat ,dört saat derken sonunda çıkmış.sormuşlar"hoca neden bu kadar geç kaldın?"diye. Hocada "ne yapayım adam dirildi gebertene kadar canım çıktı"demiş.

 

Bal Çömleği :

Hocanın bir gün kadıya işi düşmüş.Demişlerki kadı haraç ve rüşvetyiyen bir adamdır.Bir çömlek bal götür yoksa işin hallolmaz Hoca sinirlenmiş bir boş kavanoz almış ve içini balçıkla doldurmuş ve üstüne halis oğul bal sıvamış.Gitmiş kadıya cömleği bir yana koymuş başlamış derdini anlatmaya tabi kadının gözü baldaymış.Hemen ilamı vermiş .Ve bal kadının evine gitmiş . Kadı sofrada balı açmış ve ne görsün incecik balın altında bi de ne görsün balçık var. Kadı mübaşire çobuk o nasreddini buraya çağır ilamda hata olmuş düzelteyim. Ertesi gün mübaşir nasreddini bulur ilamda bir hata olmuş vericimişsin kadı söyledi
Nasreddin : git kadıya söyle hata ilamda değil bal çömleğinde

 

Zıkkımın Kökünü Yer :

Hoca o aralar paraya sıkışmıştır. Bir vatandaş gelip hoca'ya: "şeytan nerede yaşar" diye sormuş. Hoca cevabı bilmez ama vatandaşı cevapsız bırakmamak için soruyu cevaplar. Adam giderek Hocayı soru yağmuruna tutmuş ve sonunda hoca'ya: "hocam peki şeytan ne yer" diye sorar. Hoca da: "eğer benim gibi parası yoksa zıkkımın kökünü yer" demiş.

 

Kavuktan Al Haberi :

bir gün bir adam,elinde bir mektup,
Der ki hocayı tutup
"Hocam zahmet ya sana,
Şu mektubu bir okusana
Açar bakarki hoca
Mektup baştan sona arapça
Şöyle bir iki evirir çevirir
Söktüremez çaresiz geri verir
Der ki başkasına okut bunu sen
Adam şaşırır: neden
"Türkçe değil bu mektup okuyamam
Yine anlamaz adam
Hocanın okuması yok zanneder
"Ayıp hoca!ayıp."der.
"Benden utanmıyorsan şundan utan
Şu başındaki koca kavuğundan!"
Hoca,kavuğunu çıkarıp uzatır
Sonra,"mademki der,iş kavuktadır;
Haydi benim düdüğüm ,giyde şunu;
Kendin oku bakalım mektubunu."

 

Ergun Cakmak :

NE OLACAK BU GS'NİN HALİ:
Kadın arkadaşına kocasıyla cinsel hayatının monotonluğu ile ilgili dert yanmaktaydı.

-Ah kardeş artık ne elliyo ne yokluyo, ayda yılda bi çok canı çektikçe yaklaşıyo. Varsa yoksa 24 saat futbol.

-Ah şekerim bunu halletmek çok kolay, der arkadaşı ve devam eder; hangi takımlıydı senin kocan?

-FEBERBAHCE'li. Ne olmuş ki?

-Bak şimdi akşam eve gittiğinde kocan işten gelmeden GALATASARAY formasını giy bekle bakalım ne olacak.

Ertesi gün kadın tekrar arkadaşına mutlu bir şekilde gelir ve anlatmaya başlar.

-Ay şekerim verdiğin fikir için çok teşekkür ederim. Eve gittim GALATASARAY formasını giydim. Ardından kocam gelip beni o formanın içinde görünce vay efendim sen benim FEBERBAHCE'li olduğumu bilmiyomusun da bu formayı giyiyosun diyerek üstüme bi atladı sabaha kadar 5 postayı sayabildim gerisini hatırlamıyorum.

-Ben sana dedim artık bol zevkli geceler dilerim, der arkadaşıda.

Aradan günler haftalar geçer adam her akşam gelipte formayı karısının üstünde gördükçe dellenip sabaha kadar kadını posta manyağı yapar. Kadın gittikçe halsizleşmiştir. Tekrar arkadaşına gider ve anlatır.

-Kardeş kocam boğa gibi oldu dur durak bilmiyo. Bak sana iğne iplik gibi kaldım her gece onlarca defa sevişmekten, der. Arkadaşı devam eder;

-Şekerim o zaman bu akşam eve gidince kocan gelmeden FENERBAHCE formasını giyde bekle bakalım ne olacak.

Kadın akşam eve gider ve FENERBAHCE formasını giyer ve bekler. Kocası eve geldiğinde birde bakar ki karısı FENERBAHCE formasını giymiş. Kendinden emin bir tavırla şöyle der;

-Ya işte biz adamı böyle *ike *ike FENERLİ yaparız.

 

Kural Hatası :

Galatasaray ve fenerbahçe arasında bir maç olacaktır. daha dk 1 de Galatasaray 1-0 öne geçer. sonra 2, 3 ve 4 derken ilk yarı 5-0 biter. devre arasında fenerbahçe başkanı hakeme bir çanta para yollar... hakem de 2. yarı gerekeni yapar ve maç 6-5 biter. bir sonraki gün gazete başlığı şudur:

"Galatasaray-fenerbahçe maçının tekrarına kara verildi. neden kural hatası. fenerbahçenin 3. golünden sonra santrada hakem kendi yarı sahası yerine Galatasaray yarı sahasında durup kural hatası yapmıştır"

 

Top :

Arka arkaya gelen onikinci hezimetten sonra teknik direktör oyuncularini topladi ve dedi ki : - Saniyorum, bir kez daha en bastan baslamaliyiz... Simdi, kolumun altinda duran sey toptur.
Arka sirada bir oyuncu konusmayi kesti : - Bir kere yakindan görebilir miyim acaba?...
 

Ofsayt :

Bir gün bir futbol maçında bir futbolcu hiç hareket etmeden duruyormuş.teknik direktör onu 15. dakikada oyundan almış.sormuşlar niye öyle duruyorsun.oda demiş:
-ya ofsayta düşersem.

 

Şeytan Bile Bilmiyor :

Bir gün bir spor kanalında Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka yorum yapıyorlarmış program bitmiş ve yanlarına şeytan gelmiş.Şeytan;ne düşünüyosunuz ben herşeyi bilirim bana sorun demiş Erman Toroğlu Pendikspor ne zaman şampiyon olcak demiş şeytan 2035 yılında demiş Şansal Büyüka peki Elazığspor ne zaman şampiyon olcak demiş şeytan 2050 yılında demiş tüh ya göremicez demişler sonra Erman Toroğlu peki FB ne zaman haklı bi şekilde şampion olcak demiş şeytan düşünmüş düşünmüş TÜH YA BENDE GÖREMİCEM DEMİŞ:)

 

Müze Departmanı :

UEFA heyetinden görevliler İstanbuldaki stadları inceliyorlarmış.İnönü Saracoğlu derken Ali Sami Yenin önünden geçerken Türk yetkililer yabancılara sormuş: -bu stadı incelemeyecek misiniz? yabancı görevliler: Yo hayır buranın ancak müze bölümüyle ilgilenilebilir!!

 

Nerden Bulursa Bulsun :

BD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.

Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD başkanına sormuşlar:

- ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?

Başkan cevap vermiş:

- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.

Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da cevap vermiş:

- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez.

Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar.

- Valla, demiş bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.

 

Nüfusumuz :

Amerika'dan döner dönmez, elindeki kocaman bavulla Meclis kürsüsüne
çıkan
Kemal Derviş;
- Bu bavulun içinde tam 14.3 milyar dolar var, demiş.
Arkasından da sormuş:
- Bu parayı nüfusumuza bölersek, kişi başına kaç dolar düşer?
Milletvekilinin biri, derhal ayağa kalkarak cevap vermiş
- 26 milyon dolar...
- Ama 14.3 milyarı,70 milyona böldüğümüzde 26 milyon çıkmaz ki...
- Ben, 70 milyona bölmedim ki...
- Kaça böldün?
- 550'ye!..

 

M.Akif Ersoy :

Eski Milletvekillerinden, dinine imanina yani müslümanliğa çok bağlı olan birisi olan Mehmet Akif Ersoy'un kendisine meclis'de onu sevmeyen bir millet vekili tarafindan şu soru sorulur:
- Mehmet bey ya siz veteriner değilmiydiniz?
Bunun üzerine Mehmet Akif Bey cevabı yapışırır:
- Evet, bir yeriniz mi ağırıyordu?

 

Sosyal Demokrat :

Bir köye konuşma yapmak üzere bir sosyal demokrat kişi gelir ve konuşmasını yapar ama vakit geç olmuştur. Şehir'e geri dönemez ve geceyi köyde geçirmek zorunda kalır.kalmak için kendine yer ararken yanlız yaşayan bir KADIN'in evine gelir. Bu gece burda kalabilirmiyim diye sorar ve ekler: Benden korkmanıza gerek yok Çünkü ben sosyal demokrat biriyim der ve o gece orada kalır; ama bu defa KADIN rahat durmaz adama sarkıntılık yapar. Adam ben sosyal demokrat biriyim der ve KADIN'IN isteğini geri çevirir. Sabah olur adam uyanıp pencereden dışarı baktığında şaşırır. Bahçede 9 horoz, 1 tavuk var hemem KADINA sorar: Neden 9 horoz varda 1 tavuk var der. KADIN hemen cevap verir: Şu gördüğün 8 horoz sosyal demokrat bu bir horoz normal.

 

Başbakan Ecevit :

Ecevit başbakanlıktan ayrıldıktan sonra Rahşanıyla artık yuvasında mütevazi bir hayat sürüyor.... birgün telefonu çalıyor, ortada artık sekreteri vs olmadığı için tabi kendi telefonuna kendi bakmak zorunda.......telefonu açınca bir adam sesi:
- Iyi günler, TC Başbakanıyla görüşebilir miyim?

Ecevit gülüyor:

- Bayım ben artık TC Basbakanı diilim.....

Bunun üzerine telefon kapanıyor... derken 5 dakika sonra tekrar telefon......Ecevit açıyor, yine aynı adam..

- Iyi günler, TC Basbakanı lütfen?

Ecevit şaşırıyor.....

- Az önce arayan siz diil miydiniz? Bakın ben artık TC Basbakanı diilim.....

Telefon yine kapanıyor....... Ecevit tam yerine oturucakken tekrar telefon çalıyor...

- Iyi günler, TC Basbakanı orada mı?

Ecevit artık çok kızıyor:

- SEN LAFTAN ANLAMAZ MISIN????? KAÇ KERE SÖYLEMEM GEREKIYOR, BEN ARTIK TC.BASBAKANI DIILIM...!!

Bunun üzerine karşı taraf gülüyor:

- BILIYORUM...........BILIYORUM

AMA TEKRAR TEKRAR DUYMAK ÇOK HOSUMA GIDIYOR...!!!

 

Sırt Çantası :

Bir uçaga Başkan Bush, Bin Ladin ve Ecevit binip İsviçreye dünya meselelerini konuşmaya gitmek üzeredirler. Az sonra isviçre alplerinde dağcılık yapmak isteyen sırt cantalı bir genç gelir, oda onlarla gitmek ister. Kabul ederler. Ucak havalanir, az sonra pilot Kabine girer:
- Arkadaslar ucagimiz arizalandi bir kac dakika icinde düsecek
Biz beş kişiyiz ama sadece dört paraşüt var, der ve parasütlerden
birini alir ucaktan atlar. Bunu gören Bin Laden hemen parasütlerden birini alir pilotun arkasindan oda atlar. Bush da atik davranir:
- Seninle isim bitmedi Bin ladin, der. arasütlerden birini alip atlar.Bir parasüt, dagci genc ve Ecevit ucakta kalmislardir. Ecevit dagci gence:
- Sen daha gençsin önünde uzun bir hayat var, Parasütü al ve atla kendini kurtar der. Genc:
- Yoo ikimizede yetecek parasüt var. Az önce atlayan Baskan Bush benim sirt cantami alip atladi.

 

Kestiririz Be Agam :

Köyün ağasının oğlu komşu köyün ağasının kızına sevdalanır.
Oğlanın babası, amcaları toparlanıp komşu ağanın kızını istemeye giderler. Karşılama faslından sonra pazarlık başlar. Kızın babası aç gözlü olduğu gibi kızı vermeye'de pek niyeti yoktur. işi yokuşa sürmeye başlar..
- ''5 inek, 1 boğa isterim''. karşı taraf kızı almaya kararlıdır.
- ''Veririz ağam''.
- ''100 baş koyun isterim''.
- ''Veririz ağam''.
- ''Dere boyundaki 5 tarlanızdan birini isterim''.
- ''Veririz ağam''.
Kızın babası iyice bastırır;
- ''6 metre altın kordon isterim''.
Oğlan tarafı birbirine bakar;
- ''Onu da veririz ağam''.
Kızın babası kendince son darbeyi vurur;
- ''Damatta 30 santimlik alet isterim'' deyince oğlanın babası, amcaları yerlerinde şöyle bir kımıldanıp birbirlerine bakıp kaş göz ederler. Oglanın babası derin bir nefes alıp cevabı yapıştırır;
- ''kestiririz be ağam''...

 

37 Ekran Tv :

Bir gün sarışın kadının biri süslenmiş püslenmiş sokağa çıkmış gidiyor. İlerlerken beyaz eşya satan bir dükkana giriyor.
Havalı bir şekilde dükkanda biraz turladıktan sonra genç kasiyer yaklaşıp;
-Şurdaki 37 Ekran Tvnin fiyatını öğrenmek istiyorum.
Kasiyer;
-Kusura bakmayın hanımefendi ama sarışınlara satış yapmıyoruz, der.

Bunun üzerine kadın sinirlenir ve dükkanı terkeder. Bir hafta sonra kadın saçlarını siyaha boyatır ve koyu bir makyaş yaparak kendini esmerleştirir. Aynı dükkana gene gelir. Dükkanı yine turlar ve kasiyere sorar;
-37 ekran Tv satın almak istiyorum. Fiyatı ne durumda acaba?
Kasiyer;
-Çok üzgünüm sarışınlara satışımız yoktur.

Kadın bunu duyunca çok sinirlenir ve ayrıca çok merak eder kasiyerin kendisini nasıl tanıdığını. Bu merakla sorar.
-Beyefendi bu gelişimde saçımı boyattım makyajımı değiştirdim ama siz beni tanıdınız. Nasıl oldu bu?

Kasiyer cevap verir;
-Çok basit hanımefendi, o baktığınız 37 ekran Tv değil, mikrodalga fırın.

 

Pizza :

Sarışın bir pizza ısmarladı.
Pizzacı sorar;
- ''6 parçaya'mı böleyim yoksa 8 parçaya mı?''.
Sarışın;
- ''6 parçaya böl, 8 parçayı bitiremem''...

 

3 Sarışın :

Üç sarışın, detektif olmak üzere polis teşkilatına müracaat etmişler. Yapılması icap eden bir sürü imtihandan birini idare etmek işi Komiser Kazım'a düşmüş. Komiser Kazım birinci kıza beş saniye müddetle bir dosyadan çıkarttığı bir resmi göstermiş ve;
- ''Söyle kızım bu bir suçlunun resmi, bu adamın bariz ne özelliği var? Bunu ileride nasıl tanırsın?''.
Kız şöyle bir durmuş ve;
- ''Çok kolay adam tek gözlü''.
Komiser Kazım resme bakmış ve;
- ''kızım bu resim profilden, yani yandan çekilmiş, tabii tek göz göreceksin''.
aynı resmi ikinci kıza gösterip aynı suali sormuş ve;
- ''Bana bak'' diye ilave etmiş, ''Doğru dürüst bir cevap ver''. İkinci kız;
- ''Bu adamı tanımak çok kolay çünkü adamın tek kulağı var''.
Komiser Kazım "kızım" diye bağırmış.
- ''Bu resim profilden dedik ya adamın suratının öbür yanını göremiyoruz, Onun için kaç gözü, kaç kulağı olduğunu bilemeyiz''. Kazım üçüncü kıza;
- ''kızım lütfen akıllı bir cevap vermeye çalış, beni çıldırtma bu adamın bariz özelliği nedir, bu adamı ileride nasıl tanırsın?'' diye sormuş.
Kız;
- ''Bu adam lens takıyor'' diye cevap vermiş.
Komiser Kazım şaşkın şaşkın resme bakmış, ama adamın lens takıp takmadığını bir türlü anlayamamış. Merak etmiş, adamın dosyasını açıp okumuş, dosyadaki bilğiye göre hakikaten adam lens takıyormuş. Komiser Kazım üçüncü kıza hayranlık içinde;
- ''Aferin be kızım doğru bilmişsin, şimdi söyle bakalım bu adamın lens taktığını resimden nasıl anlayabildin?''.
Kız;
- ''Çok kolay tek gözlü, tek kulaklı bir adamın gözlük takacak hali yok ya''...

 

Sarışının Talipleri :

Kızın birini 3 tane talibi varmış ve bir türlü karar veremiyormuş.
birgün arkadaşına gitmiş ve benim 3 tane talibim var ve karar veremiyorum demiş
arkadaşı hemen mesleklerini sormuş
doktor ,telefoncu , öğretmen demiş.
arkadaşı hemen öğretmeni seç demiş
neden diye sormuş
arkadaşı demiş:
doktor devamlı sıradaki der demiş
telefoncu sürekli meşgul
ama öğretmen anlamadıysan TEKRARLAR :)))

 

Kötü Haber Nasıl Verilir :

İstanbul'da üniversitede okuyan genç kız Ankara'daki babasına telefon etmiş;
- ''Baba, merhaba Ben Lale''.
- ''Ooooo Güzel kızım benim. N'abersin bakalim?''.
- ''Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim yok valla''.
- ''Hayırdır? Bi sorun'mu var?''.
Kız ağlamaya başlar babası ise üzüntü ve meraktan kafayı yemektedir;
- ''N'ooldu kızım? anlatsana''.
- ''Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş''.
- ''Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin'de bosaniyorsun''.
- ''Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı'ya ben onunla evlendim''.
- ''iyi halt ettin, zilli neyse, artık yapacak bi şey yok. Versin mahkemeye, hemen boşanın''.
- ''Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çıplak fotoğraflarımı internetten herkese yollayacakmış''.
- ''Püüh. Rezil... Çıplak fotoğraf çektirdin, öyle mi?''.
- ''Ama babacığım O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir puştluk yapacağını''.
- ''Peki Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı ögleden sonra Bankaya gidip çekersin sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotografları''.
- ''Sağol baba Eeee şey bi'de kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var''.
Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşur;
- ''Kürtaj'mı? Bi'de hamile'mi kaldın o çocuktan sen?''.
- ''Aslında ondan değil... Zenci bi çocuk vardı... Zaten o yüzden ayrılıyoruz'ya''.
Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu düşer, artık inleyerek konuşmaktadır;
- ''Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmişsin. Allahım nedir bu başımıza gelenler okulu bitirir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını''.
- ''İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben geçen yıl okuldan atıldım çünkü''.
Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını sürdürür;
- ''Okuldan'mı atıldın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli? Eh ulan sen hele bi gel buraya ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmiycam sana ilk isteyenle'de evlendiricem''.
- ''O iş zor be baba biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar pek iyi bi rapor sunacağımı zannetmiyorum ben''.
- ''Allahım, çıldıracağım bir de cinsel hastalıklar haaa... kesin o zencidendir''.
- ''Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık hangisinden kapmışımdır''.
Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.
- ''Hemen bu akşam dayını yolluyorum oraya seni alıp gelecek. Adresini ver bakim''.
- ''Mahmutpaşa Karakolu'ndayım gelirken kefalet için de biraz para getirsin yanında''.
- ''Karakol'mu? bi'de karakola'mı düştün layyynnn? Ne yaptın?''.
- ''Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanına girdim. Ama neyse'ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım''
Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya başlar;
- ''Babacığım sakın üzülme bütün bunlar bir şakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım''.
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır;
- ''Canın sağolsun be güzelim, boşveeerrr. Okul'da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canın sağolsun senin''...

İkinci Soru :

Öğretmen,Öğrencilere:
-Sizlere sorular soracağım.Birinci soruyu bilene ikinci soru
sorulmayacak. Şimdi söyle bakalım Ahmet,bir hindinin kaç tane tüyü vardır?
-9567 tane tüyü vardır Öğretmenim!
-Nereden öğrendin bunu?
-Öğretmenim, hani ikinci soru sorulmayacaktı.

 


Tel&Fax:Gothenburg: +46 - 31 - 88 00 05, Stockholm: +46 - 8 - 22 80 05
Head office: Gustaf Dahlénsgatan 11, 417 05 Gothenburg-Sweden ,Copyright © 2004-7 HASTIM, All rights reserved.
| www.hastim.com | www.annonserna.com | www.hastim.se | www.persisk.se | IT Design Company: Welia from Sweden from Sweden